Paul Pen

Ateşböceklerinin Işığı

Edición en turco de EL BRILLO DE LAS LUCIÉRNAGAS.

 

 

Babam bana yalan söylemişti. Kapı asla açık olmamıştı. Sadece başka bir duvardı. Son duvar.

 

Küçük çocuk, ailesiyle birlikte bir bodrumda yaşıyordu; hayatı boyunca dış dünyayı hiç görmemişti ve neden orada olduklarını da bilmiyordu… çevresini saran dört duvar, kapalı kapılar ve karanlığın yanında bir de ailesinin sürekli büyüttüğü yalan duvarıyla örülmüştü her yanı. Çocuğun zihni sorulardan oluşan devasa bir boşluktu adeta ve o boşluğu dolduracak gerçek cevaplar ona verilmiyordu: Çekirge Adam neydi? Ablası neden maske takıyordu? Dışarısı nasıl bir yerdi? Kapılar neden kapalıydı? Işık nereden geliyordu? Bebeğin babası kimdi? Ateşböcekleri nereden gelmişti?.. Çocuğun istediği tek bir şey vardı: Gerçek.

 

Paul Pen zihne, yüreğe ve sinirlere derinden etki eden güçlü bir yazım tarzıyla karşınıza çıkıyor. Şoke olmaya, etkilenmeye, üzülmeye ve dehşete kapılmaya hazır olun. Karanlığa ve ışığa kendinizi hazırlayın. Sevgiye ve dehşete de. Yazarın, Dahl, King ve Hitchcock’u hatırlatan özgün gerilim edebiyatı tarzıyla kaleme aldığı Ateşböceklerinin Işığı, jilet keskinliğindeki karşı konulmaz hikâyesi ve ustalıkla örülen kurgusuyla zevkli bir okuma deneyimi sunuyor.

Il presagio

Edición en italiano de EL AVISO.

 

 

Una torrida notte di maggio in un paesino sperduto nella provincia di Madrid. L’insegna al neon intermittente nell’oscurità segnala una stazione di servizio aperta 24 ore su 24. Cinque persone senza un legame preciso si ritrovano casualmente lì quella sera. Uno di loro tira fuori all’improvviso una pistola e colpisce con una pallottola il giovane David, che finisce in coma.

 

Aaron, il suo migliore amico, verrà tormentato dai sensi di colpa: è stato lui, infatti, a chiedergli di andare alla stazione di servizio. E non c’è niente che possa fare per David se non indagare su cosa sia successo veramente quella notte. Dopo un’oscura ricerca scopre un’allucinante coincidenza: questo scenario di morte si ripete con terrificanti intervalli di nove anni.

 

Quale enigma si nasconde dietro l’inspiegabile catena di sangue che sembra legare gli abitanti del luogo? Con «Il presagio», Paul Pen ci conduce alla scoperta della misteriosa e surreale Arenas de la Despernada. Un sobborgo di Madrid che – con le sue villette a schiera, la vecchia fabbrica di orologi e gli immensi scheletri degli scivoli dell’Aquapark – nasconde un terribile segreto…

El brillo de las luciérnagas (Edicion de bolsillo)

Tengo diez años y llevo toda mi vida dentro de este sótano. Vivo en la oscuridad con mis padres, mi abuela, mi hermana y mi hermano. Todos están desfigurados por el fuego. Mi hermana lleva una máscara blanca para tapar sus quemaduras, porque papá dice que su cara podría asustarme.

 

Me gusta mi cactus. Me gusta leer mi libro sobre insectos. Y tocar durante horas el único rayo de sol que se filtra por una rendija del techo.

 

Pero desde que mi hermana tuvo al bebé, todos actúan de forma extraña. Creo que me cuentan mentiras sobre quién es el padre, sobre el Hombre Grillo que acecha por las noches, sobre lo que sucedió antes de que yo naciera, sobre por qué estamos aquí encerrados.

 

Por lo menos tengo a las luciérnagas. Llegaron hace unos días al sótano y las he guardado en un bote. Como dice mi abuela, no existe criatura más fascinante que aquella que es capaz de crear luz por sí misma. Esa luz me anima a conocer el mundo exterior, escapar, descubrir qué le sucedió a mi familia. Lo malo es que aquí todas las puertas están cerradas. Y no sé dónde voy a encontrar una salida…